• info@aybukeozdag.com.tr
  • 0544 424 8467
News Photo

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/3156 E. , 2021/1209 K.

 "Boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olunması gerekmemekte olup sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan eş, fiziksel şiddet uygulayan eşten daha ağır kusurludur."

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

2017/3156 E. , 2021/1209 K.

 

"Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık;

 

Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 

tarafların 24.10.1982 tarihinde evlendikleri, Serpil ve Atakan isminde ergin iki çocuklarının bulunduğu, bu çocukların davalı kadın eşin tanığı olarak dinlendiği, beyanlarında “babalarının 2005 yılından itibaren Şerife isimli bir kadınla beraberliğinin olduğunu, uzun yıllardır bu kadınla birlikte yaşadığını, tarafların bu nedenle kavga ettiklerini, babalarının şirkette bulunan hisselerini eşit oranda kendilerine devrettiğini, bunun sebebinin ise bazı ticari işlemler nedeniyle eş imzası gereken durumlarda annelerinin bu imzayı vermemesi nedeniyle şirketin zarara uğraması olduğunu, gözlemlerine göre her iki tarafın da kusurlu olduğunu” söyledikleri, Karabük 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 07.06.2011 tarihli ve 2010/1093 E., 2011/445 K. sayılı kararına konu 06.10.2010 günü yaşanan kavgada haksız tahrik altında olsa bile kadının, eşinin yüzünü tırnağı ile yırttığı gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

 

Tüm bu anlatılanların ışığı altında, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışıyla ağır kusurlu davacı karşısında, eşiyle kavga eden ve kavga esnasında tırnağı ile eşinin yüzünü yaralayan davalı kadın az da olsa kusurludur. 

 

TMK’nın 166/2. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olunması gerekmeyip daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmaktadır. Ne var ki, böyle bir durumda az kusurlu eşin davaya itiraz hakkı bulunmaktadır. Yapılan düzenlemeyle davalıya bu yolla bir itiraz hakkı tanınmış olmakla birlikte, bu hakkın kötüye kullanılmasının yaptırımı da aynı hükümde belirtilmiştir. Gerçekten de, TMK’nın l66/2. maddesinin son cümlesine göre yapılan itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilmesi gerekmektedir.

 

İzah edilen sebeplerle; boşanmaya sebep olan olaylarda davacının ağır, davalının ise az kusurlu olduğu, böyle bir durumda az kusurlu eşin boşanmaya karşı çıkmasının tek başına boşanma kararı verilmesini engellemeyeceği, eğer ki az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise veya eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşıldığı takdirde boşanmaya hükmedilmesi gerektiği, davalının ağır tahrik altında da olsa eşine fiziksel şiddet uyguladığı, bu nedenle az da olsa kusurunun bulunduğu, ortak çocukların beyanlarından anlaşılacağı üzere mevcut evlilik birliğinin eşler ve çocuklar yönünden korunmaya değer bir yararının kalmadığı, somut olayda davalının davaya karşı çıkmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, hâl böyle olunca taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte geçimsizliğin var olduğu, olayların akışı karşısında davacının dava açmakta haklı olduğu ve bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın kanunen mümkün olmadığı açıktır.

 

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında kadın eşin boşanmaya sebep olan olaylarda tepki niteliğinde sayılabilecek kusurlu bir davranışının dâhi bulunmadığı, dolayısıyla tam kusurlu davacının davasının reddine karar verilmesinin sonucu itibari ile isabetli olduğu, mahkemece verilen direnme kararının bu değişik gerekçe ile onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğunca yukarıda belirtilen nedenlerle benimsenmemiştir."

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının tamamına karararama.yargitay.gov.tr adresinden ulaşılabilir.

 

Özdağ Hukuk & Danışmanlık Bürosu uzman avukatları olarak listelenen alanlarda ve diğer özel durumlara ilişkin alanlarda müvekkillerine etkin hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız. Yukarıda kısaca belirttiğimiz açıklamalardan sonra bize ulaşmak isterseniz Whatsapp için Tıklayın veya müvekkil hattımız olan 0544 424 84 67 numaralı telefonumuzdan ulaşabilirsiniz.

Bu İnternet Sitesi içeriğinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, vb.) Avukat Aybüke Özdağ'a ait olup 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olur. Avukat Aybüke Özdağ, ilgili yasal işlem başlatma hakkına sahiptir.

Bu Makaleyi Paylaş

Yorum

Hukuki konuda danışmanlığa ihtiyacınız mı var? (H.içi 09:00 - 18:00)