• info@aybukeozdag.com.tr
  • 0544 424 8467
News Photo

Tasarım Tescilinde Yenilik ve Ayırt Edicilik Şartı

Tasarım Tescilinde Yenilik ve Ayırt Edicilik Şartı

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu Kapsamında Hukuki Değerlendirme

Tasarım tescili, sınai mülkiyet hukukunun en kritik koruma alanlarından biridir. Türkiye’de tasarımların korunmasına ilişkin temel düzenleme, 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile yapılmıştır. Bu Kanun ile birlikte, tasarım başvurularının tescil edilebilmesi için yenilik ve ayırt edicilik şartları açık ve net biçimde hüküm altına alınmıştır.

İzmir’de sınai mülkiyet hukuku alanında uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, tasarımın gerçekten yeni ve ayırt edici olup olmadığı noktasında ortaya çıkmaktadır.


Tasarım Tescilinde Yenilik Şartı (Mutlak Yenilik)

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre bir tasarımın tescil edilebilmesi için başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması gerekir. Bu durum öğretide ve uygulamada mutlak yenilik olarak adlandırılmaktadır.

Başka bir ifadeyle, tasarımın aynısının daha önce herhangi bir ülkede, herhangi bir şekilde (internet, katalog, fuar, satış, tanıtım vb.) kamuya açıklanmış olması hâlinde, tasarım yenilik vasfını kaybeder ve tescil edilemez.

Yenilik incelemesi yapılırken dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da küçük ayrıntıların bu incelemede dikkate alınmamasıdır. Tasarımda yalnızca tali, önemsiz veya genel görünümü etkilemeyen farklılıklar bulunması, yenilik şartının sağlandığı anlamına gelmez. Uygulamada bu nokta, tasarım tescil başvurularının reddedilmesinde en sık karşılaşılan gerekçelerden biridir. İzmir'de sınai mülkiyet hukuku alanında çalışan bir uzman avukat olarak bu gerekçeye sıklıkla denk gelmekteyiz.


Ayırt Edicilik Şartı ve Genel İzlenim Kriteri

Tasarım tescilinde aranan ikinci temel şart ise ayırt ediciliktir. SMK’ya göre bir tasarımın ayırt edici sayılabilmesi için, koruma talep edilen tasarımın önceki tasarımlara kıyasla kullanıcı üzerinde farklı bir genel izlenim yaratması gerekir.

Ayırt edicilik değerlendirmesi yapılırken, tasarımın tek tek unsurlarına değil; tasarımın bütünü itibariyle yarattığı genel izlenime bakılır. Tasarım, önceki tasarımlarla karşılaştırıldığında “farklı olduğu hissini” uyandırmıyorsa, ayırt edicilik şartı sağlanmış sayılmaz.

Bu yönüyle ayırt edicilik, salt teknik bir karşılaştırma değil; algıya dayalı, görsel ve bütüncül bir değerlendirmedir. İzmir'de uzman bir avukat olarak bu ayırt edicilik unsurunu titizlikle ele alıyoruz.


Bilgilenmiş Kullanıcı Kriteri

Ayırt edicilik değerlendirmesinde esas alınan kişi, marka hukukundan farklı olarak “bilgilenmiş kullanıcı”dır. Bu kavram, Yargıtay içtihatlarıyla da netleşmiştir.

Bilgilenmiş kullanıcı;

• Tasarıma konu ürün grubunun uzmanı değildir,

• Ancak o ürünün sıradan bir kullanıcısından daha dikkatli,

• Ürünlerin dış görünümüne önem veren,

• Benzer tasarımlar hakkında yeterli bilgiye sahip,

• Titiz ve seçici bir kullanıcıdır.

Bu yaklaşım, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 08.03.2022 tarihli, 2020/7358 E., 2022/1612 K. sayılı kararı ile de açıkça benimsenmiştir. Yargıtay, ayırt edicilik incelemesinde hedef kitlenin değil, bilgilenmiş kullanıcının algısının esas alınması gerektiğini vurgulamıştır.


Tasarım Hukuku Uyuşmazlıklarında Uygulamadaki Önemi

Uygulamada, tasarım tescilinin hükümsüzlüğü davaları, itiraz süreçleri ve tecavüz iddialarında yenilik ve ayırt edicilik kriterleri belirleyici rol oynamaktadır. Özellikle benzer tasarımların yoğun olduğu sektörlerde, tasarımın genel izlenim itibariyle gerçekten farklı olup olmadığı titizlikle değerlendirilmelidir.

Bu nedenle tasarım başvurularının yapılmasından önce:

• Ön araştırmanın doğru yapılması,

• Mevcut tasarımlarla kapsamlı karşılaştırma yapılması,

• Hukuki kriterlere uygun bir koruma stratejisinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

İzmir’de sınai mülkiyet hukuku alanında profesyonel destek alınması, ileride doğabilecek ciddi hak kayıplarının önüne geçilmesini sağlar.


Sonuç

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca bir tasarımın tescil edilebilmesi için:

• Mutlak yenilik şartını taşıması,

• Önceki tasarımlara göre ayırt edici bir genel izlenim yaratması,

• Bu değerlendirmenin bilgilenmiş kullanıcı perspektifinden yapılması zorunludur.

Tasarım tescili, yalnızca estetik değil; aynı zamanda güçlü bir hukuki koruma aracıdır. Bu nedenle sürecin, İzmir'de tasarım hukuku alanında uzman bir avukat eşliğinde yürütülmesi kritik önemdedir.

 

Özdağ Hukuk & Danışmanlık Bürosu uzman avukatları ile İzmir Fikri ve Sınai Mülkiyet Avukatı alanlarında ve diğer özel durumlara ilişkin alanlarda müvekkillerine etkin hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Yukarıda kısaca belirttiğimiz açıklamalardan sonra bize ulaşmak isterseniz Whatsapp için Tıklayın veya müvekkil hattımız olan 0544 424 84 67 numaralı telefonumuzdan ulaşabilirsiniz.

Bu İnternet Sitesi içeriğinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, vb.) Avukat Aybüke Özdağ'a ait olup 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olur. Avukat Aybüke Özdağ, ilgili yasal işlem başlatma hakkına sahiptir.

 

Bu Makaleyi Paylaş

Yorum

Hukuki konuda danışmanlığa ihtiyacınız mı var? (H.içi 09:00 - 18:00)