Gizli Ayıp ve İspat Yükü | Ticari Satış Sözleşmesi
Kayseri BAM 6. HD., E. 2025/1924 – K. 2025/2083, T. 19.11.2025 Kararı Üzerine Değerlendirme
Ticari hayatta satış sözleşmesi kaynaklı uyuşmazlıkların özellikle ayıplı mal iddiaları bakımından İzmir'de faaliyet gösteren bir avukat olarak uygulamada ciddi tartışmalara yol açtığını görüyoruz. İzmir ticaret hayatında tacirler arasında kurulan satım ilişkilerinde, Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile Türk Ticaret Kanunu’nun özel düzenlemeleri birlikte uygulanmakta; bu da hem ispat yükü hem de ayıp ihbarnamesi (noter ihtarnamesi vb.) bakımından farklı sonuçlar doğurmaktadır.
Bu yazıda, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 19.11.2025 tarihli, E. 2025/1924 – K. 2025/2083 sayılı kararı, tacirler arası satış sözleşmesi, gizli ayıp, ayıba karşı tekeffül, satıcının ayıptan sorumluluğu, alıcının ayıp ihbarnamesi ve ispat yükü ekseninde incelenecektir.
Dava, taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesi kapsamında davacı alıcının, satın aldığı telefonda gizli ayıp bulunduğu iddiasıyla açtığı davaya ilişkindir. Davacı; telefonun ayıplı olduğunu, bu nedenle misliyle değişim, başka bir ifadeyle, sıfırı ile değişim, bunun mümkün olmaması hâlinde ise bedel iadesi talep etmiştir.
Tarafların her ikisinin de tacir olması nedeniyle uyuşmazlık, ticari satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. İlk derece mahkemesi, davacının gizli ayıp iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Tacirler arası satım sözleşmelerinde temel hukuki çerçeve, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinden oluşur.
Her ne kadar TBK’nın satım sözleşmesine ilişkin hükümleri (TBK m. 207 vd.) tacirler arasındaki satışlara da uygulanmakta ise de ayıplı mal söz konusu olduğunda TTK m. 23/1-c hükmü özel düzenleme niteliği taşımaktadır. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta, TBK hükümleri ile birlikte TTK’nın ticari satış sözleşmesine özgü ayıp hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
TBK m. 207’ye göre satım sözleşmesi; satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bedel ödeme borcu altına girdiği sözleşmedir. Satım sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen (synallagmatik) bir sözleşmedir.
Satıcının temel borcu yalnızca malı teslim etmekle sınırlı değildir. Satıcı, aynı zamanda satılanın ayıplardan arî olmasını sağlamakla da yükümlüdür. Bu borcun ihlali, ayıba karşı tekeffül sorumluluğunu doğurur. Yani satıcı, ayıplı maldan sorumludur.
TBK m. 219 uyarınca satıcı; satılanda bildirilen niteliklerin bulunmamasından veya kullanım amacına uygunluğu ortadan kaldıran ya da önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki veya ekonomik ayıplardan sorumludur. Satıcının ayıbı bilmemesi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Öğretide ayıp;
• Maddi ayıp (kırık, bozuk, çalışmayan parça),
• Hukuki ayıp (rehin, haciz, intifa gibi kısıtlamalar),
• Ekonomik ayıp (malın ekonomik değerini düşüren eksiklikler) şeklinde sınıflandırılmaktadır.
Ayıplar ayrıca açık ayıp ve gizli ayıp olarak da ayrılır. Açık ayıp, ilk bakışta veya basit bir muayene ile anlaşılabilirken; gizli ayıp, olağan bir inceleme ile tespit edilemeyen ayıptır.
Tacirler arası satım sözleşmelerinde ayıp ihbarı, TTK m. 23/1-c hükmü ile düzenlenmiştir. Buna göre:
• Ayıp teslim anında açıkça belli ise iki gün,
• Açıkça belli değilse teslimden itibaren sekiz gün içinde muayene ve ihbar yapılmalıdır.
Gizli ayıp hâlinde ise TBK m. 223 uygulanır ve ayıp ortaya çıkar çıkmaz derhal ihtar edilmesi gerekir.
Ayıp ihbarı, bir borç değil; külfet niteliğindedir. Süresinde ihbar yapılmaması hâlinde alıcı, satılanı ayıplarıyla birlikte kabul etmiş sayılır ve seçimlik haklarını kaybeder.
Ayıplı mal iddiasına dayanan davalarda ispat yükü, kural olarak ayıp iddiasında bulunan alıcıya aittir. Türk Medeni Kanunu m. 6 ve HMK m. 190 gereğince, hakkını iddia eden taraf, bu iddiayı dayandırdığı vakıaları ispatla yükümlüdür.
Somut olayda davacı; faturaya konu telefonun ayıplı olarak teslim edildiğini ileri sürmüş, ancak bu iddiasını güçlü delillerle ortaya koyamamıştır.
Dosya kapsamına göre;
• Telefonun Temmuz 2022 tarihinde satın alındığı,
• İlk servis başvurusunun 11.12.2023 tarihinde “wifi çalışmıyor” şikâyetiyle yapıldığı,
• Bilirkişi raporunda arızanın kullanım kaynaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının gizli ayıp iddiasını ispatlayamadığı, ayıbın satım anında mevcut olduğunun ortaya konulamadığı ve ayıba karşı tekeffül şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesi, bu gerekçelerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararını yerinde bulmuştur.
Bu karar, tacirler arası satım sözleşmelerinde ayıplı mal iddiasının ne kadar sıkı ispat kurallarına tabi olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Özellikle elektronik ürünler bakımından, arızanın kullanım kaynaklı mı yoksa teslim anında mevcut bir gizli ayıp mı olduğu, davanın kaderini belirlemektedir.
İzmir’de faaliyet gösteren bir avukat olarak uygulamada sıkça karşılaştığımız bu tür uyuşmazlıklarda:
• Ticari satış sözleşmesinin doğru kurgulanması,
• Ayıp iddiası hâlinde zamanında noter ihtarnamesi gönderilmesi,
• Teknik bilirkişi raporlarının titizlikle değerlendirilmesi hayati önem taşımaktadır.
O nedenle, İzmir’de ayıplı mal, satış sözleşmesi, ticari satım ve noter ihtarnamesi süreçleriyle ilgili hukuki destek almak için avukat görüşü büyük önem taşır. Tacirler arası uyuşmazlıklarda yanlış atılan bir adım, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir.
Özdağ Hukuk & Danışmanlık Bürosu uzman avukatları ile İzmir Sözleşme Avukatı alanlarında ve diğer özel durumlara ilişkin alanlarda müvekkillerine etkin hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Yukarıda kısaca belirttiğimiz açıklamalardan sonra bize ulaşmak isterseniz Whatsapp için Tıklayın veya müvekkil hattımız olan 0544 424 84 67 numaralı telefonumuzdan ulaşabilirsiniz.
Bu İnternet Sitesi içeriğinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, vb.) Avukat Aybüke Özdağ'a ait olup 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olur. Avukat Aybüke Özdağ, ilgili yasal işlem başlatma hakkına sahiptir.
Bu Makaleyi Paylaş