• info@aybukeozdag.com.tr
  • 0544 424 8467
News Photo

Kira Sözleşmelerinde Alt Kira, Kullanım Hakkının Devri Ve Kiranın Devri Kavramları

GİRİŞ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) kiranın devrine ilişkin olarak getirilen hukuki düzenlemeler, “alt kira ve kullanım hakkının devri” başlıklı 322’nci madde ile “kira ilişkisinin devri” başlıklı 323’üncü maddede yer almaktadır. Böylece, 818 sayılı Borçlar Kanununda “kiranın devri” olarak düzenlenen müessese, TBK 322’nci madde ile “kullanma hakkının devri” ve 323’üncü madde ile “kira ilişkisinin devri” olarak ayrı ayrı ifade edilmiştir[1].

I. ALT KİRA VE KULLANIM HAKKININ DEVRİ

A. Alt Kira Kavramı

Kira sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklara uygulanacak hükümler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 299 - 378’inci maddeleri arasında düzenlenmiştir. Alt kira sözleşmesi, kira sözleşmesini içeren hükümlerden TBK 322’nci maddede düzenlenmiş olmasına rağmen kanun koyucu tarafından tanımı yapılmamıştır. Doktrinde hakim olan görüşe göre, kira konusu eşyanın asıl kira sözleşmesine taraf olan kiracı tarafından tamamen veya kısmen bir başkasına kiralanmasına alt kira denir[2]. Alt kira sözleşmesinde asıl kira sözleşmesinde kiracı sıfatını taşıyan kişi, kiraya verenin mutlaka eşyanın maliki olması gerekmediğinden, başkasından kiraladığı bir eşyayı bir başkasına kiraya verme hakkına sahiptir.

Alt kira sözleşmesi, kurulma ve sona erme bakımından asıl kira sözleşmesinden bağımsızdır. Yani, asıl kira sözleşmesinin olmadığı veya geçersiz olduğu hallerde de asıl kira sözleşmesine taraf olan kiracı ile üçüncü kişi arasında alt kira sözleşmesi yapılabilir. Çünkü asıl kiraya verenle alt kiracı arasında doğrudan doğruya akdi bir ilişki yoktur[3]. Ancak bu durum, sözleşmelerin birbirinden dolaylı olarak etkilenmesini engellemez[4]. Dolayısıyla, asıl kiraya verenin alt kiracıya karşı sözleşmeden doğan bir borcu yokken alt kiracının asıl kiraya verene karşı aşağıda detaylandırıldığı üzere birtakım borçları vardır.

Belirtmek gerekir ki, asıl kira sözleşmesinin geçersiz olması durumunda asıl kiracı, malı kullandırma borcunu yerine getiremediğinden tazminat ödemek zorunda kalır. Ayrıca, asıl kiracı ve alt kiracı, malikin izni olmadan orada kalmaya devam ettiklerinden malik tarafından hem asıl kiracıya hem de alt kiracıya veya yalnızca alt kiracıya karşı haksız işgal davası açılabilir[5]. Böyle bir durumda ise, asıl kiracının zapta karşı tekeffül borcu doğar ve davanın yalnızca alt kiracıya karşı yöneltilmesi halinde alt kiracının davayı asıl kiracıya bildirmesi gerekir.

Üzerinde durulması gereken bir diğer konu ise, asıl kiracının kiralananın tamamını veya bir kısmını, üçüncü kişiye herhangi bir bedel almaksızın kullandırması halinde alt kira sözleşmesinin söz konusu olup olmayacağıdır. Taraflar arasında yapılan bu tür bir sözleşme, TBK hükümlerine göre kira değil; ödünç sözleşmesi olarak nitelendirilir. Dolayısıyla, böyle bir durumda alt kira sözleşmesinin varlığından söz edilemez[6]. Ancak asıl kiracının üçüncü bir kişi ile ödünç sözleşmesi yapabilmesi konusunda alt kiraya ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanacağı kabul edilebilir. Kanun koyucunun alt kiraya ilişkin sınırlama getirmedeki amacı, kiralananın üçüncü kişiler tarafından kullanılmasını engellemektir. Ödünç sözleşmesi, üçüncü kişiye kiralananı kullanma hakkı tanıdığından bu durumun da alt kira yasağı kapsamında değerlendirilmesi yerinde olur[7]. Burada korunmaya çalışılan menfaat, asıl kiraya verenin hapis hakkını alt kiracının eşyaları üzerinde de kullanabilmesidir.

b. Kullanım Hakkının Devri Kavramı

TBK 322’nci maddenin ilk fıkrasında, kiracıya, -kiralayana zarar verecek bir değişikliğe yol açmaması koşuluyla- kiralananı alt kiraya verme ve kiralananı kullanma hakkını, başkasına devretme imkânları tanınmıştır. “Kullanım hakkının devri” kavramıyla neyin kastedildiği ise işbu maddenin gerekçesinde açıkça belirtilmiştir. Buna göre, kiracılık haklarının devrinin belirtildiği anlaşılmaktadır ki kira sözleşmesinin taraflarında bir değişiklik olmadığı ve kiracının kira sözleşmesinin kendisine sağladığı kiralananı kullanma alacağını, kısmen veya tamamen başkasına devredebileceği; bu devrin, alacağın devri hükümlerine tâbi olduğu açıkça ifade edilmiştir. O halde, kiracılık haklarının geçerli bir şekilde üçüncü bir kişiye devri için devrin, alacağın temliki koşullarına uygun olması gerekir. Söz konusu temlik koşullarını, devredilecek bir alacağın mevcut olması[8], kirayı devredenle devralan arasında yazılı bir sözleşmenin yapılması[9] ve devir işleminde hukuki bir engelin bulunmaması[10] olarak belirtebiliriz.

c. Alt Kira ve Kullanım Hakkının Devrinin Hukuki Niteliği

Alt kira sözleşmesi, niteliği itibariyle bir kira sözleşmesidir. Alt kira sözleşmesinin asıl kira sözleşmesinden farkı, asıl kira sözleşmesinde asıl kiracı; alt kira sözleşmesinde ise alt kiraya veren konumunda olan kişinin kira konusu üzerindeki hakkının asıl kira sözleşmesinden kaynaklanmasıdır[11]. Asıl kiracının sahip olduğu kullanım hakkı asıl kira sözleşmesi ile belirlidir ve asıl kiracı, alt kiracıya asıl kira sözleşmesi çerçevesindeki kullanım hakkından fazlasını devredemez[12]. Alt kira sözleşmesi her ne kadar bağımsız olsa da bu niteliği sayesinde doktrinde tali ve asıl kira sözleşmesinin etkisi altında kalan bir sözleşme olarak kabul edilmektedir[13].

Kiracının kiraladığı bir malı bir üçüncü kişiye kiralama ve kullandırma yetkisinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Olağan kira sözleşmelerinde kural olarak kiracı, kiraya verene bir zarar vermemek veya zarar verecek değişikliğe yol açmamak koşuluyla kiralananı bir başkasına kiraya verebilir veya kullanım hakkını devredebilir (TBK m. 332/1). Bunun için tarafların sözleşmeye hüküm koymasına gerek yoktur. Olağan kira sözleşmelerinde kiracı, kiraya verenin iznini almaya gerek olmaksızın malı bir başkasına kiraya verebilir ya da kullandırabilir. Buradaki tek koşul, kiraya verenin bir zarara uğratılmamasıdır. Ancak asıl kira sözleşmesinde aksi bir hükmün kararlaştırılması ve alt kira ilişkisinin veya kullandırma hakkının devrinin yasaklanması mümkündür.

Olağan kira sözleşmelerinde tanınan bu olanağı, Türk Borçlar Kanunu ürün kirasında sınırlandırmıştır. Ürün kiracısı, kural olarak, malı bir başkasına kiraya veremeyeceği gibi, kullanım ve işletme hakkını da başkasına devredemez  (TBK m. 366). Fakat kiracı, kiralananda bulunan bazı yerleri, kiraya veren açısından zarara yol açacak bir değişikliği gerektirmemek kaydıyla kiraya verebilir (TBK m. 366/1). Örneğin ürün kirasına konu bir pansiyonun odaları, üçüncü kişilere kiralanabilir. Ürün kirası hakkında bu sözleşmelere de alt kira sözleşmelerine ilişkin kurallar kıyasen uygulanır (TBK m. 366/2)[14].

Diğer olağan kira sözleşmelerinden farklı olarak konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde farklı bir esas benimsenmiştir. Buna göre, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, kiraya verenin yazılı rızası olmadıkça kiralananı başkasına kiralayamayacağı gibi, kullanım hakkını da devredemez (TBK m. 322/2). İznin yazılı olması geçerlilik şartıdır. İzin, sözleşme kurulurken verilebileceği gibi sonradan da verilebilir. Eğer taraflar sözleşmede kiracının kiralananı bir başkasına kiraya verebileceğini veya kullandırabileceğini kararlaştırmışlarsa, artık o zaman kiracı kiralananı üçüncü bir kişiye kullandırılabilecektir. Kiraya veren kiralananın bir başkasına kiralanmasını tamamen de yasaklayabilir. Bu durumda kiracı artık kiralananın kullanımını başkasına bırakamaz[15].

Kiraya verenin yazılı izni olmaksızın kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında alt kira veya kullanım hakkının devri sözleşmesi yaparak kiralananı kullandırırsa kiracının kiralananı özenle kullanma borcuna aykırı hareket ettiği kabul edilir.  Bu doğrultuda, TBK 316’ıncı hükmü gereğince kiraya verenin kiracıya en az otuz günlük süre vererek aykırılığı gidermediği takdirde sözleşmenin feshedileceğini yazılı olarak ihtar etmesi gerekir. Diğer kira sözleşmelerinde ise süre verilmesine gerek olmadan yazılı bir bildirimle sözleşmeyi feshedebilmektedir[16]. Ancak konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir (TBK m. 316/3).

Alt kiracı, kiralananı kiracıya tanınandan başka bir biçimde kullandığı takdirde kiracı, kiraya verene karşı sorumlu olur (TBK m. 322/3). Bu durumda kiraya veren, kiracısına karşı sahip olduğu hakları alt kiracıya karşı da kullanabilir (TBK m. 322/3, c. 2).

Ayrıca, kira sözleşmesinde kiracının kiralananı üçüncü kişilere kiraya verebileceği kabul edilmiş olsa bile, eğer kiralanan aile konutu niteliğinde ise sözleşmede kendisine yetki verilmiş olmasına karşın kiracı kiralananı diğer eşin rızasını almadan üçüncü kişilere kiraya veremez. Çünkü aile konutu niteliğindeki bir yer ancak her iki eşin müşterek iradesi veya diğer eşin rızası ile üçüncü kişilere kiraya verilebilir (TMK m. 194, TBK m. 349).

Son olarak belirtmek gerekir ki, alt kira sözleşmesinin konut ve çatılı işyeri kiraları açısından tapu kütüğüne şerh edilebilmesi, ancak malikin de şerh sözleşmesine iştirak etmiş olması ile mümkündür[17].

d. Alt Kira ile Kiralananın Kullanım Hakkının Devrinin Karşılaştırılması

Alt kira sözleşmesinde, kiraya veren ile kiracı arasındaki asıl kira ilişkisinden doğan hukuki durumda bir değişiklik meydana gelmez. Kiraya veren ile alt kiracı arasında ise, herhangi bir sözleşme ilişkisi yoktur. Buna karşın kullanma hakkının devrinde, kiraya veren ile kiracı arasındaki sözleşme ilişkisi devam ederken, alt kiradan farklı olarak, kiraya veren ile kullanma hakkını devralan arasında da doğrudan sözleşme ilişkisi meydana gelir. Öte yandan, alt kira sözleşmesi herhangi bir şekle tabii değilken kullanım hakkının devri, kiracının kullanım alacağının devri anlamına geldiğinden, TBK 183’üncü maddenin ikinci fıkrası gereğince yazılı olması gerekir[18].

Ayrıca alt kirada asıl kiracı, alt kiracıya karşı hapis hakkına sahiptir. Çünkü ona karşı kira parası alacağına sahiptir. İlk kiraya veren de alt kiracının eşyası üzerinde alt kiracının ilk kiracıya karşı olan borcuyla sınırlı olmak üzere, hapis hakkını kullanabilir (TBK m. 336/2). Kullanım hakkının devrinde ise, devredenin devralana karşı kira alacağı olmadığı için hapis hakkı da yoktur.

Alt kirada asıl kiracı, alt kiracıya karşı kiraya veren gibi sorumludur; oysa kullanım hakkının devrinde devreden kiracı, devir ivazlı ise sadece kira bedeli aldığı kişiye karşı sorumludur. Devir ivazsız ise bu durumda kira akdinin varlığından bile sorumlu değildir (TBK m. 191/2)[19].

 

 

 

II.KİRA İLİŞKİSİNİN DEVRİ

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323’üncü maddesi “kira ilişkisinin devri” başlığı ile kira sözleşmesinin devrini düzenlemiştir. Bu hüküm, yukarıda da belirtildiği üzere, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun getirdiği bir yeniliktir.

TBK 323’üncü madde Türk Ticaret Kanununda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl boyunca uygulanması ertelenen hükümler arasındaydı. Bu hallerde sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca kira sözleşmesi hükümleri ancak kira sözleşmesinde bu konularda düzenleme olmaması durumunda yürürlükten kaldırılan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmıştır.

a. Devir Kavramı

Kira sözleşmesinin devri, tıpkı genel hükümlerde sözleşmenin devrini düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 205’inci maddesinde olduğu gibi devir sözleşmesi ile gerçekleşir[20]. TBK 323’üncü maddenin 205’inci maddeden farkı ise, mahiyetinin yalnızca kira ilişkisinin devrine ilişkin olmasıdır. Kaldı ki, TBK 205’inci maddenin son fıkrası “Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır.” şeklinde olup bu kapsamda kira sözleşmesinin devrini düzenleyen TBK 323’üncü madde hükmünün saklı tutulan bu hükümlerden biri olduğu açıktır. Yargıtay’ın görüşü de kira sözleşmesinin devrine dair yapılan anlaşmanın sözleşmenin devri niteliğinde olduğu yönündedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 14.10.2004 Tarihli 2004/9625 Esas numaralı 2004/10945 Karar numaralı kararında: “Yukarıda sözü edilen belgeden, kira sözleşmesinde kiralayanın bu ilişkiden ayrıldığı ve kendisinin yerine davacıyı ikame ettiği, bu hukuksal olguya cevabi ihtarname ile davalının onay verdiği anlaşılmaktadır. O halde bütünlük içerisinde ve üç taraflı olarak kendine özgü bir şekilde “sözleşmenin yüklenildiği”nin kabulü gerekecektir.” diyerek kira sözleşmesinin devrine dair anlaşma ile sözleşmenin yüklenildiğinin kabulü gerektiğini açıklamıştır[21]. O halde, 323’üncü maddede yer verilmeyen hususlar için genel hüküm olan TBK 205’inci madde hükmünün uygulama alanı bulacağını söylemek gerekir.

Devir sözleşmesinin taraflarını, devreden kiracı ile devralan üçüncü kişi oluşturmakta olup kiraya verenin de bu devre rıza göstermesi gerekir.

Sözleşmenin devrinde olduğu gibi kira sözleşmesinin devrinde de sözleşmenin içeriğinde herhangi bir değişiklik olmaksızın devreden kiracının hakları ve borçları ile birlikte taraf sıfatı devredilmekte ve sözleşmeye üçüncü bir kişi dahil olmaktadır[22] . Dolayısıyla, kiranın devri ile yalnızca kiracının hak ve alacaklarının devri değil; sözleşmenin üstlenilmesi de söz konusu olmaktadır[23].

Türk Borçlar Kanununun 310’uncu maddesinde ise kira sözleşmesinin yasal devri düzenlenmiş olup belirtmek gerekir ki bu hüküm kira sözleşmesinin iradi olarak devrine bir engel oluşturmaz. Bir başka deyişle iradi bir sözleşme devri, kiraya veren tarafından da yapılabilir. TBK 310’ıncı madde hükmüne göre: “Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur.”. Burada kira sözleşmesinin iradi devrinden farklı olarak yeni malikin kira sözleşmesinin tarafı olması sonucu, taraf iradelerinden bağımsız şekilde gerçekleşmektedir.

b. Kira İlişkisinin Devrinin Hukuki Niteliği

TBK 323’üncü madde kira sözleşmesinin genel hükümlerinde yer alması sebebiyle hem taşınır, hem taşınmaz ve bu kapsamda da hem konut, hem işyeri kiralarında uygulama alanı bulmaktadır[24]. Ayrıca belirtmek gerekir ki, ürün kirasına dair hükümlerin düzenlendiği üçüncü ayrımda sözleşmenin devrine yer verilmediğinden TBK’nin 358’inci maddesine göre: “Bu ayırımda ürün kirasına ilişkin özel hüküm bulunmadıkça, kira sözleşmesine ilişkin genel hükümler uygulanır.” hükmü doğrultusunda TBK 323’üncü madde ürün kiralarında da uygulanabilecektir[25].

Ayrıca kira sözleşmesinin devrine ilişkin özel hükümlerle düzenleme olması durumunda bu hükümlerdeki şartların dikkate alınması gerekmektedir. Örneğin, kiracı sıfatına haiz olunan aile konutu niteliğine sahip bir taşınmaz kirasında aile konutunun devrinin geçerli bir şekilde yapılabilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 194’üncü maddesi uyarınca diğer eşin rızası aranacaktır[26].

TBK 323’üncü maddenin üçüncü kişinin kira sözleşmesine katılması durumunda uygulanması halinde ise, madde hükmünün şartlarına riayet edilerek yine kiraya verenin yazılı rızasının alınması gerektiğini söylemek mümkündür. Nitekim, kiraya veren kira sözleşmesine konulan bir hüküm ile kira ilişkisinin devrini de yasaklayabilir. Ancak Yargıtay, kira sözleşmesinde alt kira, kullanım hakkı veya kira sözleşmesinin devri yasağının bulunduğu hallerde kiraya verenin kiralananın bu şekilde başkasına kullandırılmasına sessiz kalmasını, kira sözleşmesinin içeriğinin değiştirilmesine örtülü olarak onay vermesi şeklinde yorumlamaktadır ve burada kiraya verenin uzun süre buna sessiz kalınmasının ardından kiracının tahliyesi amacıyla açtığı sözleşmeye aykırılık davasını, iyiniyet kurallarının ihlalinden hareketle reddetmektedir[27].

Sözleşme ilişkisinin devri, aynı zamanda sözleşmede kalan kişinin de rızasını gerektirir. Çünkü sözleşme ilişkisinde kalan tarafın muhatabı olan sözleşme tarafında bir değişiklik meydana gelmektedir. Bu rızanın yazılı olması gerekir (TBK m. 323/1). Kiraya veren rıza verip vermemekte serbesttir. Fakat işyeri kiralarında kiraya veren haklı bir sebep olmaksızın rıza vermekten kaçınamaz (TBK m. 323/1). Üçüncü kişinin ödeme güçsüzlüğünün en tipik haklı sebep olduğu söylenebilir. Kira ilişkisi devredildikten sonra artık devreden kiracının kira bedeli ödemesi gerekmeyecektir. Çünkü devir işlemiyle birlikte devreden kiracı kiraya verene karşı bütün borçlarından kurtulmakta ve devralan, devredilen kiracının yerine geçmektedir (TBK m. 323/2)[28].

İşyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olur (TBK m. 323/3).

Kiracının elinde kira sözleşmesini süresinden önce sona erdirmek için Türk Borçlar Kanunu uyarınca 331’inci kapsamında önemli sebeple kira sözleşmesini sona erdirme gibi bir imkan var ise de bu hükme göre haklı sebep görünen gerekçelerin, kira ilişkisinin devamını kiracı için çekilmez hale getiren önemli sebep niteliğinde olması şartı aranmaktadır[29].

Kira sözleşmesinin kiracı tarafından süresinden önce sonlandırılabileceği bir diğer imkan ise TBK 325’inci maddede düzenlenen kiralananın sözleşmenin bitiminden önce geri verilmesidir[30]. Ancak hem TBK 331’inci, hem de 325’inci madde kiracıyı tazminat ödeme yükümlülüğü altına sokan hükümlerdir ve hem kiracının hem de kiraya verenin zarar görmeyeceği elverişli bir imkana ihtiyacı vardır[31]. Burada kira sözleşmesinin devri imkanı karşımıza çıkmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında kira sözleşmesinin devri müessesesi kiracı bakımından kira sözleşmesinin sona ermesini sağlayan, hem kiracının hem de kiraya verenin zarar görmeyeceği, aynı zamanda kira sözleşmesinin süresinden önce sona ermesini sağlayan hukuki imkanlardan biridir.

c. Kiralananın Kullanım Hakkının Devri ile Kira İlişkisinin Devrinin Karşılaştırılması

Türk Borçlar Kanununun 322’nci maddesi, yukarıda da ifade edildiği üzere, kiracının kiraya verene zarar verecek bir değişikliğe yol açmamak koşuluyla kiralananın kullanım hakkını başkasına devredebileceğini düzenlemiştir. Kira konusunun kullanım hakkının devri ile kira sözleşmesinin devri farklı kavramlardır. Kira sözleşmesinin devrine ilişkin TBK 323’üncü madde İsviçre Borçlar Kanunu kaynak alınarak oluşturulmuştur ve sözleşmenin içeriğinde herhangi bir değişiklik olmaksızın kiracının hakları ve borçları ile birlikte taraf sıfatını devretmesi suretiyle üçüncü bir kişinin sözleşmeye dahil olmasını ifade etmektedir[32]. Kullanım hakkının devri ise kira sözleşmesinden doğan kullanım hakkının üçüncü bir kişiye devredilmesidir[33]. Kullanım hakkının devrinde kiracının kiracılık sıfatı devam etmekte, üçüncü şahıs ise kullanım hakkı elde etmekte fakat kiracılık sıfatı kazanmamaktadır[34]. Bu kapsamda kullanım hakkının devri, kira sözleşmesinden doğan bütün hakların devri anlamını taşımamakta olup kira sözleşmesinin devrinin kullanım hakkının devrine göre kira sözleşmesine etkisi daha kapsamlıdır[35]. Bu hak ile devralan kiracı, kiraya verenden eşyanın terkini ve onu sözleşmede belirtilen şeklinde bulundurmasını isteme yetkisi kazanmaktadır[36]. Ayrıca hem kira ilişkisinin hem de kullanım hakkını devralan, devreden kiracının kiraya verene karşı ileri sürebileceği def’ileri de kiraya verene karşı ileri sürebilmektedir[37].

Son olarak belirtmek gerekir ki, kullanım hakkının devri kiracının kiralananın kullanma alacağını devretmesini ifade ettiğinden bir tür alacağın devri niteliğindedir[38]. Başka bir deyişle kullanım hakkının devri, kiracının kiraya verene karşı sahip olduğu malı kullanma konusundaki alacak hakkının devrini ifade etmektedir ve bu nedenle alacağın devri hükümlerine tabidir[39].

Av. Aybüke ÖZDAĞ

 

KAYNAKÇA

AKKANAT Halil, Taşeronluk (Alt Müteahhitlik) Sözleşmesi, YÖK Ulusal Tez Merkezi, 2000.

AKİPEK Jale G./AKINTÜRK Turgut, Eşya Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul 2009.

ARAL Fahrettin/AYRANCI Hasan, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununa Göre Hazırlanmış Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Yetkin Kitabevi, Ankara, 2014.

AYAN Mehmet, Eşya Hukuku, Zilyetlik ve Tapu Sicili, C. 1, Seçkin Yayınevi, Konya, 2012.

AYDEMİR Efrail, Türk Borçlar Yasasına Göre Kira Hukuku, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2015.

BALCI Betül, Kira İlişkisinin Devri ve Hukuki Sonuçları, YÖK Ulusal Tez Merkezi, İstanbul, 2012, s. 42.

CANBOLAT Ferhat/TOPUZ Seçkin, Taşınmazlara İlişkin Kira Sözleşmelerinin İçeriğinin Örtülü İrade Beyanlarıyla Değiştirilmesi, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 2011, (s. 1 – 31).

ÇEVİK ÖKTEM Seda, Türk Borçlar Kanunu M. 323 Uyarınca Kira Sözleşmesinin Devri, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 11 S. 145 – 146, 2016, (s. 659 – 678).

DEMİRCİ DİL Nazlıcan, Kira İlişkisinin Devri (TBK m. 323), YÖK Ulusal Tez Merkezi, İstanbul 2019.

EROL DURAK Yasemin, Kira Sözleşmesinde Alt Kira ve Kira Hakkının Devri, Ankara, 2017.

EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2016.

EREN Fikret, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2018.

KAHVECİ Nalan, Alt Kira ve Kiranın Devri, Güncel Yayınevi, İzmir, 2005.

KAHVECİ Nalan, 6098 Sayılı TBK’nun 323. Maddesi Çerçevesinde Kira İlişkisinin Devri Durumunda Kira Sözleşmesinden Doğan Borçlardan Sorumluluk, DEÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C. 19, Özel Sayı, 2017, (s. 695 - 728).

KILIÇOĞLU Ahmet M., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2018.

RUHİ Canan/RUHİ Ahmet Cemal, Türk Borçlar Kanunu’na Göre Kira Hukuku (En Son Yargıtay İçtihatlarıyla), Ankara, 2016.

YAVUZ Cevdet/ACAR Faruk/ÖZEN Burak, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), İstanbul, 2018.

YÜCER İpek, Alt Kira, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 57, S. 3, 2008, (s. 791 – 829).

ZEVKLİLER Aydın/GÖKYAYLA Emre, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Ankara, 2018.

www.kazanci.com (Kazancı İçtihat Bankası)

 


[1] DEMİRCİ DİL Nazlıcan, Kira İlişkisinin Devri (TBK m. 323), YÖK Ulusal Tez Merkezi, İstanbul 2019, s. 97.

[2] ZEVKLİLER/GÖKYAYLA, s. 312.

[3] ARAL Fahrettin/AYRANCI Hasan, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununa Göre Hazırlanmış Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Ankara, 2014 s. 265; YÜCER İpek, Alt Kira, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 57, S. 3, 2008, s. 796.

[4] AKKANAT Halil, Taşeronluk (Alt Müteahhitlik) Sözleşmesi, YÖK Ulusal Tez Merkezi, 2000, s. 15; KAHVECİ Nalan, Alt Kira ve Kiranın Devri, İzmir, 2005, s. 63; YÜCER, s. 796.

[5] KAHVECİ, s. 70.

[6] YÜCER, s. 796; KAHVECİ, s. 70.

[7] KAHVECİ, s. 70.

[8] KILIÇOĞLU Ahmet M., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2018, s. 600.

[9] TBK MADDE 183/2: “Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.”

[10] Alacak üzerinde tasarruf yetkisi bulunan kişilerce alacağın devri işlemi yapılabilir: EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2016, s. 1180.

[11] YÜCER, s. 796.

[12] KAHVECİ, s. 124; EROL DURAK Yasemin, Kira Sözleşmesinde Alt Kira ve Kira Hakkının Devri, Ankara, 2017,  s. 68.

[13] ARAL, s. 264; KAHVECİ, s. 72; YAVUZ Cevdet/ACAR Faruk/ÖZEN Burak, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununa Göre Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), İstanbul, 2018, s. 303.

[14] ZEVKLİLER Aydın/GÖKYAYLA Emre, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Ankara, 2018, s. 307-308.

[15] ZEVKLİLER/GÖKYAYLA, s. 308.

[16] EROL DURAK, s. 149; BALCI Betül, Kira İlişkisinin Devri ve Hukuki Sonuçları, YÖK Ulusal Tez Merkezi, İstanbul, 2012, s. 42.

[17] AYAN Mehmet, Eşya Hukuku, Zilyetlik ve Tapu Sicili, C. 1, 6. Baski, Konya 2012, s. 347; AKİPEK Jale G./AKINTÜRK Turgut, Eşya Hukuku, İstanbul 2016, s. 316.

[18] TANDOĞAN, s. 154 vd.; ARAL, s. 263 vd.; YAVUZ/ACAR/ÖZEN, s. 175 vd.; YÜCER, s.794 vd.; CANBOLAT Ferhat/TOPUZ Seçkin, Taşınmazlara İlişkin Kira Sözleşmelerinin İçeriğinin Örtülü İrade Beyanlarıyla Değiştirilmesi, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 2011, s. 12.

[19] ZEVKLİLER/GÖKYAYLA, s. 312.

[20] TBK MADDE 205: Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır.

Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir.

Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır.

Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır.

[21] Bkz. Y. 3. HD., 14.10.2004 Tarih, 2004/9625 E.- 2004/10945 K. www.kazanci.com (e.t.: 02.05.2021).

[22] ZEVKLİLER/GÖKYAYLA, s.313; AYRANCI, s.34-45; YAVUZ/ACAR/ÖZEN, s. 272; CANBOLAT/TOPUZ, s.102; KAHVECİ, s.168; ÖKTEM ÇEVİK Seda, Türk Borçlar Kanunu M. 323 Uyarınca Kira Sözleşmesinin Devri, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C:11, S:145, Y. 2016, s. 660.

[23] EREN Fikret, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2018, s. 367.

[24]YAVUZ/ACAR/ÖZEN, s. 272.

[25] KAHVECİ Nalan, 6098 Sayılı TBK’nun 323. Maddesi Çerçevesinde Kira İlişkisinin Devri Durumunda Kira Sözleşmesinden Doğan Borçlardan Sorumluluk, DEÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C. 19, Özel Sayı, 2017, s.702; AYDEMİR Efrail, Türk Borçlar Yasası’na Göre Kira Hukuku, Ankara, 2015, s.63.

[26] DEMİRCİ DİL, s. 61.

[27] "... Davacılar ile davalılardan Kerim arasında yapılan 1.6.2000 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin özel şartlar 2. maddesinde kiracının devir hakkının bulunmadığı belirtilmiştir. Davalılardan Kerim'in diğer davalı K... Limitet Şirketi’nin ortağı olduğu, söz konusu Şirketin 1995 tarihinden beri faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadir. Dinlenen davalı tanıkları kiralananı 1995 tarihinden beri davalı Şirketin kullandığını, zaman zaman davacılarin kiralanana uğradıklarını, kiralananı davalı Şirketin kullandığını bildiklerini ve ses çıkarmadıklarını söylemişlerdir. Dosyada mevcut 2000 ve 2001 yillarina ilişkin banka ekstrelerinden bazı aylar kiralarının da davali Şirket tarafından davacıların banka hesabına yatırıldığı görülmüştür. Bu durumda ihtarname tanzimine kadar kiralananın davalı Şirket tarafından kullanılmasına davacıların zımnen muvafakat ettikleri, akde aykırılığın giderilmesi için davalılara gönderilen ihtarnamenin 3.8.2001 tarihinde keşide edildiği davanın uzun bir süre geçtikten sonra 5.6.2003 tarihinde açıldığı, davacıların bu davranıslarıyla da kiralananın davalı Şirkete devrine zımnen muvafakat ettikleri, sonradan dava açmalarının iyi niyet kurallar ile bağdaşmayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istem gibi karar verilmesi hatalıdır..." Y. 6. HD, 08.02.2005 Tarih, 2004/10420 E. - 2005/772 K. www.kazanci.com (e.t.: 03.05.2021); CANBOLAT/TOPUZ, s. 14-15.

[28] ZEVKLİLER/GÖKYAYLA, s. 313-314.

[29] ÇEVİK Öktem, Türk Borçlar Kanunu M. 323 Uyarınca Kira Sözleşmesinin Devri, s.660-661; CANBOLAT/TOPUZ, s.100.

[30] ÇEVİK, s.661.

[31] CANBOLAT/TOPUZ, s. 100; ÇEVİK, s. 661.

[32] DEMİRCİ DİL, s. 68.

[33] ZEVKLİLER/GÖKYAYLA, s. 309; DEMİRCİ DİL, s. 68.

[34] YAVUZ/ACAR/ÖZEN, s. 272.

[35] YAVUZ/ACAR/ÖZEN, s. 272; RUHİ Canan/RUHİ Ahmet Cemal, Türk Borçlar Kanunu’na Göre Kira Hukuku (En Son Yargıtay İçtihatlarıyla), Ankara, 2016, s. 71.

[36] DEMİRCİ DİL, s. 68.

[37] YÜCER, s. 820; EROL DURAK, s. 130-131; KAHVECİ, s. 167; ZEVKLİLER/GÖKYAYLA, s. 328; BALCI, s. 42.

[38] TANDOĞAN, s.157; ZEVKLİLER/GÖKYAYLA, s.309; AYDOĞDU/KAHVECİ, s.542; CANBOLAT/TOPUZ, s.126.

[39] DEMİRCİ DİL, s. 68.

 

Özdağ Hukuk & Danışmanlık Bürosu uzman avukatları olarak listelenen alanlarda ve diğer özel durumlara ilişkin alanlarda müvekkillerine etkin hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız. Yukarıda kısaca belirttiğimiz açıklamalardan sonra bize ulaşmak isterseniz Whatsapp için Tıklayın veya müvekkil hattımız olan 0544 424 84 67 numaralı telefonumuzdan ulaşabilirsiniz.

Bu İnternet Sitesi içeriğinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, vb.) Avukat Aybüke Özdağ'a ait olup 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olur. Avukat Aybüke Özdağ, ilgili yasal işlem başlatma hakkına sahiptir.

Bu Makaleyi Paylaş

Hukuki konuda danışmanlığa ihtiyacınız mı var? (H.içi 09:00 - 18:00)